Program,oyun, filim,klip,webmaster,araçlar,resimler,arkadaşlık,sohbet,faydalı bilgiler vb...dahası bu forumda.paylasım platformu
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
Sayfayı FaceBook'ta Paylaş
Forumumuzda bilgi alışverişinde bulunabilmeniz için öncelikle KAYIT olmalısınız. Üye olmayanlar forumumuzda bulunan özel aktivitelerden yararlanamaz.

Paylaş | 
 

 Cam Sanatları anlatımları resimler cam işciliği

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
A D M İ N
FORUM KURUCUSU
avatar

Aktiflik :
200 / 999200 / 999

Mesaj Sayısı : 323
Başarı Puanı : 20146
Rep Puanı : 1
Kayıt tarihi : 21/02/12
Yaşı : 34
Şehir : İZMİR

MesajKonu: Cam Sanatları anlatımları resimler cam işciliği   C.tesi Nis. 07, 2012 8:31 pm

Cam ve cam eşyalarının tarihi, uygarlık tarihi kadar eskidir. Cam İslam mimarlığına "revzen" denilen alçı pencerelerle girmiş, kandil, bardak sürahi ve tabak gibi günlük eşyalarda geniş ölçüde kullanılmıştır. Cam işleri, XII. yüzyıl sonlarında "Memluk" ve "Eyyubi" dönemlerinde en parlak düzeye ulaşmıştır. "Selçuklu" ve "Artuklu" dönemlerinde ise, “şemsiye” denilen bombeli camlar üretilmiştir. Selçuklulardaki cam işlerinin son derece gelişmiş olduğu-az sayıda da olsa-kalan örneklerden anlaşılmaktadır. Konya Beyşehir Gölü kıyısında I. Alaaddini Keykubat’ın yaptırdığı "Kubadabad Sarayı" kazılarında mavi, yeşil, kahverengi, mor, sarı renkli yuvarlak veya bombeli pencere camları, renkli kadehler, şişe ve tabaklar bulunmuştur. Bu örneklerden Selçukluların cam işlerini hem elde, hem de çarkta yaptıkları anlaşılmaktadır. Oyma, kesme ve perdahlama teknikleriyle, camlara desen vermişlerdir. Osmanlılar döneminde ise, yeni usluplar geliştirilerek, cam işçiliği büyük ilerleme göstermiştir. İstanbul Bostancı Ocağı’nın bir kolu olarak Camcılar Ocağı kurulmuştur. Camcı esnafı Osmanlılar döneminde sağlam bir örgütlenmeye sahipti. "Camgeran" denilen camcı ve şişeci esnafının diğer loncalardaki gibi nazır, kethüda, nakib, çavuş, yiğitbaşı, duacı ve sahib-i karhane denilen atölyeleri olan ustaları vardı. Bunlar üretim kalitesini ve fiatları kontrol ederler, belli koşullara uymayan üretimler, nazır tarafından kırılarak işleyen ustalar cezalandırılırdı. Cam takan, cam satan esnaf ise, doğrudan "mimarbaşıya" bağlı blunuyordu. Cam atölyeleri Eğrikapı’da "Tekfur Sarayı" çevresinde toplanmıştı. Bakırköy "Baruthane-i Amire” çevresinde ise, parlatma atölyeleri, camhane, güherçile kazan ve ocakları bulunuyordu. Kanuni Sutan Süleyman Han’ın "Rodos Seferi" sırasında, Osmanlılar camdan yapılmış humbaralar kullanmıştır. III. Murat Han’ın oğlu Şehsade Mehmet’in sünnet düğününü anlatan Surname-i Hümayun’daki minyatürlerde çeşitli sanat kollarını temsil eden loncaların Sultanahmet Meydanı’ndaki geçidinde camcı esnafına da yer verilmişti. Türk mimarlığında camın geniş uygulama alanı bulduğu revzenler, hem alçı, hem cam sanatı açısından büyük önem taşırlar. Başta "Topkapı Sarayı" , "Süleymaniye" , "Mihrimah" , "Rüstem Paşa" ve "Sultan Ahmet" gibi büyük camilerde. XVIII. yüzyılda "Mehmet Dede" adında bir Mevlevi dervişi, İtalya’ya giderek cam işçiliği üzerinde çalıştıktan sonra, İstanbul Beykoz’da kurduğu cam atölyesinde ürettiği “Beykoz İşi" diye adlandırılan ve ışığa tutulduğu zaman kırmızı rengi yansıtan billur kase, sahan, bardak, kupa, şişe, laledan ve gülabdanlar büyük ün salmıştır. 1848’de Sutan Abdülmecit Han’ın emriyle Paşabahçe’de büyük bir atölye kurulmuştur. Çubuklu’da da “çeşm-i bülbül” denilen cam eşyalar üretilmiştir. Çeşm-i bülbüller bir şerit cam, bir şerit seramik esaslı maddenin düşük sıcaklıktaki fırınlarda uzun süre bırakılarak kaynaştırılmasından elde edilmiştir. Geniş şeritleri, Türk zevkine uygun biçimleri ve kendine özgü özellikleriyle Avrupa’da üretilen benzerlerinden ayrılırlar.


Anadolu uygarlıklarından elde edilen cam işçiliğinin seçkin örnekleri günümüzde "Cam"ın tarihi gelişimi konusuna ışık tutmaktadır.


Çeşitli model, formlarda vitray, Selçuklular döneminde geliştirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul'un fethedilmesinden sonra camcılığın merkezi bu kent olmuştur. çeşm-i bülbül, Beykoz işi bu dönemden günümüze ulaşabilen tekniklerdir. Gazyağı lambaları, lale vazoları, gülsuyu şişeleri, fincan kaseleri, şekerdanlıklar, vitray panoları, karatlar, kadehler vBulletin. diğer mutfak gereçleri bu teknikler kullanılarak üretilmiştir.
Anadolu'da camın ilk kez gözboncuğu olarak üretimi İzmir - Görece köyündeki ustalar tarafından gerçekleştirilmiştir. Anadolu'nun her tarafında temelinde nazar inancı olan cam boncukları görmek mümkündür.
Nazardan (kötü bakıştan) korunması istenen canlı, cansız tüm varlıklarda nazar boncuğu bulundurulur. Nazarlık yoluyla canlı veya nesneye yönelen bakışların dikkatinin başka bir nesneye yöneleceğine inanılır, bu nedenle nazar boncuğundan yapılan nazarlıklar canlının veya nesnenin görünen bir yerine takılır.


Cam Katı mı, Sıvı mı?
Dokunulduğunda sert ve katı bir malzeme olan, gevrek ve kırılgan yapılı cam inanmayacaksınız ama, kimya termolojisinde “sıvı” olarak tanımlanır. Çünkü cam ısıtıldığında nitelikleri tamamen değişir, yumuşamaya başlar ve eğer yeterli derecede ısıtılırsa, su gibi akıcı olur.


Cam Füzyonu da Nedir?
Şeffaf ve renkli camın soğukken istenilen formda kesildikten sonra, belirlenmiş şekle göre yerleştirilip, cam için özel olan fırınlarda 750- 900 derecede pişirilir. Yapılan bu işleme de “cam füzyonu” denir.
Füzyon tekniği tamamen el işidir. Bu yüzden objelerden biri diğerine benzer, ama asla aynı olmaz.
Bu teknik, insanlık tarihinin en eski cam tekniklerinden biridir ve eski Mısır’ da 4500- 5000 yıl önce kullanılmıştır. Aynı dönemlerde bu teknik Anadolu’ da da kullanılmıştır. Özellikle Konya Karatay Medresesi Müzesi ve Ankara Sanat Müzesi’ nde bu eserleri görmek mümkündür.
Daha sonraları unutulmuş olan bu teknik, 1930’ lu yıllarda Amerikalı bir sanatçı tarafından tekrar kullanılmaya başlamış ve bugünkü teknolojiyle, batı kültürünün sanatsal ortamında yer almıştır.


Türkiye’ de Cam İşçiliği
Türkiye’ de cam işçiliğinin geçmişi, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine dayanır.
Selçuklular’ ın doğudan Anadolu’ ya göç ettikleri dönemden kalma bazı cam ürünleri, müze koleksiyonlarında yer almaktadır.
Osmanlı döneminde ise, cam sanatı oldukça ilerlemişti. Bu ilerleme, İstanbul’ un fethinden sonra daha da artmıştır. İstanbul Eğrikapı’ da bir cam yapım merkezi açılmıştır. Daha sonraları Eyüp, Balat, Ayvansaray, Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu mevkilerinde çok farklı çeşitlerde cam üretimi yapan, cam atölyeleri kurulmuştur. III. Selim döneminde, bir Mevlevi Usta İtalya’ ya gönderilmiş ve bu usta döndüğünde İstanbul’ da bir atölye açmıştır. Çalışmaları arasında en popüleri Çeşm- i Bülbül olmuştur. Ülkemizde, ilk ulusal fabrika, Cumhuriyet döneminde Paşabahçe’ de “Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.” adı ile kurulmuş, bunu birçok başka şirketler takip etmiştir.



Çeşm- i Bülbül
Geleneksel olarak üretilen Türk cam ürünü “Çeşm- i Bülbül” dür.
Çeşm- i Bülbül “Venedik Filigrano Tekniği” nin Türkçe adıdır.
Anadolu atölyelerinde ustaların ürettiği Çeşm- i Bülbül’ ün tekniği, bugün cam endüstrisinin ilerlemiş yöntemlerinin bile geçemediği bir tekniktir.
Çeşm- i Bülbül tekniği, hata kabul etmeyen bir tekniktir. Hata yapıldığında düzeltmek neredeyse imkansızdır. Bu yüzden son derece büyük yetenek gerektiren bir işlemdir. Ürünün oluşundaki her etap titiz bir şekilde yapılmalı ve kısa bir zamanda bitirilmelidir.

Teknik şu şeklidedir:

Pipo denilen demir bir çubuk fırında eriyik halde bulunan cama batırılır.
Pipo bütün camı toplamak için döndürülür.
Cam potadan ayrılır, ocak dışında şekillendirilir ve soğutulur.
Bu şekilde biraz daha soğuk olan toplanmış cam, düzenli şekilde bir araya getirilmiş renkli cam çubuklar ile hazırlanan bir kalıba sokulur ve üflenir. Böylece çubuklar cama yapışır.
Ürüne son şekli kalıp içinde verilir, gereken döndürme işlemleri büyük bir titizlikle yapılır. Daha sonra ürün soğutularak metal çubuktan ayrılır.



Cam Boncuk

Anadolu halkı’ nın yaygın bir şekilde ürettiği cam ürünü ise “cam boncuklardır”.
Anadolu halkı bu cam boncukları elde etmek için küçük fırınlar ve bu fırınlarda mutlaka odun ateşi kullanırlardı. Boncuklara elle kullanılan çok basit birkaç aletle form verilir, renkli güzel boncuklar bu şekilde üretilirdi.




Cam Sanatı















Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://bialem.forummi.com
 
Cam Sanatları anlatımları resimler cam işciliği
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
En Yeni Paylaşım Platformu Full Paylaşım :: RESİM DÜNYASI :: Sanatsal Resimler-
Buraya geçin: